Bullett screenshot

New York’un havalı çocukları Erin Ralph, Idil Tabanca, Sah D’Simone ve James Orlando tarafından yaratılan Bullett; yıllardır kendine ait harika bir dil, anlayış ve (sulu sulu değil de) dolu dolu içeriği ile saygın bir konum edinmiş güzel bir yayındı. Fakat her güzel şeyin sonu olduğu gibi (bunu günümüzde her kaliteli şey olarak okumak lazım) Bullett da en azından basılı olan yayın hayatının sonuna geldiğini açıkladı.

Bullett’ın kurucularından ve son yayın yönetmeni olan İdil Tabanca tarafından yapılan açıklamada, bağımsız yayınların günümüzün like fetişi düzeninde kaliteli içerikle var olabilmelerinin zorluğuna değinen bir not vardı.

Kağıt üzerinde ne kadar hak veriyoruz değil mi hep beraber bu açıklamalara? Hepimiz olmasa da çoğumuzdan aynı sözleri duyuyorum. Okunacak ne kaldı ki, izlenecek ne var ki, nereye yazacaksın ki…

Düşünsenize hepimizin çevresinde aynı cümleleri seslendiren birçok insan varken ve artık kendi platformuna yaratmak bu kadar basitken ortalığın kaliteli içerikten, çok seslilikten geçilmemesi gerekiyor. Ama gelin görün ki kazın ayağı öyle değil.

Hiç değil…

Haber Türk’teki yazılarıma başladığımda yakından tanımadığım ama sektörden insanlardan mail aldım. “Bir eksiği doldurdunuz”, “Zaten daha isme bakmadan ben sizin yazdığınızı tahmin etmiştim”, “Beraber neler yapabiliriz?” İlgilerine ve nazik maillerine teşekkür ederken düşünmeye başladım. Sahi beraber ne yapabilirdik? Çünkü PR firmaları ile beraberce güzel şeyler üretebilmeliyiz bence reklam kokmayan. Ya da kaç like aldı peşinde koşmayan…

Çünkü artık hep beraber farkına varmalıyız ki insanların gerçekten aklına girmek, onlara kendini sevdirmek için doğru şeyler söylemek gerekiyor. Günlük satış maalesef devamında bir şey getirmiyor. Sürdürülebilir bir ilişki kurulmalı güvene dayanan.

Medium’un kurucusu ve Twitter’ın ortağı Ev Willams da aynı konudan bahsediyor. Tıklama peşinde koşan habercilik anlayışının değişmesi gerektiğini anlatıyor. Bu anlamda “Clickbait” takılmadan sizi haberdar etmek isteyen Limonhaber diye bir Twitter account’u da yeni olmasına rağmen yoğun takip alıyor.

Limonhaber “öyle bir şey dedi ki”, “son dakika”, “kuzeyden gelen et hakkında büyük şüphe”, “bunu yapanlar yandı” gibi “clickbait”e oynayan twitter postlarının özünü haberi RT ederek takipçilerine aktarıyor. Hatta bu fikir takipçiler tarafından o kadar sevildi ki bazı gönüllü katılımlar da oluyor.

Yine İdil Tabanca ve Bullett özelinden konuya devam edecek olursak: Tabanca diyor ki (and I quote) “Bugün düzgün imlaya bile sahip olmayan ve kameralarını kendilerinden başka bir şeye çeviremeyen bloggerlar, yıllarını önemli yetenekler  yetiştirmeye adamış ve yatırım yapmış saygın organizasyonlara tercih ediliyor. Biz dalgaya karşı kulaç atmaya çalışıyoruz. (Burada Facebook’un “farklı” algoritmasından bahsediyor). Eti tokatlayan bir adam (burada kime gönderme yaptığını az çok tahmin edebilirsiniz) New York’taki tüm niche dergilerin toplamından daha çok takipçiye sahip. Bu kültürün bugün indiği noktayı gösteriyor: “memes”.

Haksız mı? Değil bence. Sizce? Peki marka yetkilileri karşınıza geçip de “Yani biz de n’apalım? Artık insanlar instagram altı yazılarını bile okumuyorlar” dediklerinde onlara nasıl bir cevap vermek gerekiyor. “Öyle demeyin, benim tüm çevrem artık düzgün içeriğin çok az olduğundan yakınıyor mu diyeyim?” Ya da daha kestirmesi bu iki tarafı birbiri ile buluşturmakla mı olur? Çünkü konu aslında fark ettiyseniz ikiye ayrılıyor: Okumaya üşenenler + iyi içerik istemeyenler. Tabanca’ya göre şaplak izleyip gülmek isteyenler.

Peki zamanında çok yazdım ama artık insanlar okumuyor deyip de kesenler? Ben onları anlamıyorum. Ben troppodonna hiç okunmasaydı da kapansın istemezdim herhalde. Sadece yazabilme aşkına, sadece insanlardan gelen güzel e-mailler aşkına.

Diyeceksiniz ki siz de artık video çekmiyorsunuz. Haklısınız o da bizim tembelliğimiz en yakın zamanda gidermemiz gereken.

Okuyan herkesin gözlerinden öperim.

çağla bingöl

Bu yazıyı paylaş

Ara 1, 2017, Jurnal | bullett dergisi, çağla bingöl, clickbait, İdil Tabanca, medya dünyası,
Diğer Haberler