13_reasons_why_dizisi_troppodonna

Birilerinin canını acıtmak çok hoşumuza gidiyor. Gidip belki açık yarasının içine parmak sokmayız ama o  açık yaralar da çabuk geçiyor zaten, kalıcı olan (çok klişe ama) kalbimizde asla kapanmayan yaralar. Büyük ya da küçük, eski ya da yeni. Ki hala hatırlıyorum her sene okul değiştiren bir çocuk olarak seçmeye çalıştığım orijinal hediyelerin ilkokulda beni alay konusuna çevirmesini.

Annem daha kabul edilebilir olsun diye hepsinin yanına bir paket de çikolata eklerdi (Damak). Kim bilir çocuk hediyeyle tam dalga geçecekken ağzına çalınan bir parça tatlı ile susar belki diye mi düşünürdü acaba. Ama o çocuklar öyle yapmazdı işte. Şöyle demişti biri “hiç açma garip garip şeyler, bi de çikolata çıkıyor”. Çok üzülmüştüm. Çünkü bazen yaptıklarınızın dışarıdan nasıl göründüğünden haberiniz olmuyor. Sonrası nasıl oldu tam hatırlamıyorum. Ama bu zaten sadece bir tanesi.

Ama yine de çok şükür diye düşünüyor insan. Sosyal medya o dönemde yoktu diyorsunuz. Bizim zamanımızda olsa olsa chat log’ları ortaya saçılabilirdi. O bile kısıtlı bir çevrede. Şimdi kabusunuz olacak bir fotoğrafın yayılması, hele bir de Twitter’ın ünlü şahsiyetlerinin hoşuna gittiyse, gündem olma şansı bile var. Hadi bu en tepe noktası diyelim. Sadece kız arkadaş grubunda bile zorbalık görmek, dışlanmak, daha düne kadar size kanını canını vereceğini söyleyen insanların uzaktan parmakla gösterip gülmeleri ile karşılaşmak kolay bir şey mi?

siber_zorba_olma

Gençlere demek istiyorum ki; inanın büyüyünce geçiyor. İzi kalıyor ama geçiyor. Kalan izi de (umarım) sizi daha merhametli bir insan haline getiriyor.

Büyüyünce bazen o günlere bakıp “nelere üzülmüşüm” diye şaşırmak normal. Ama bu konumuzu asla önemsizleştirmemeli. Çünkü bu zorbalık cinsi gençler için son derece gerçek ve siber olmasına rağmen resmen canlı kanlı bir hayati risk gibi karşılarında. Burada biraz durup “13 Reasons Why” dizisini anmadan olmaz.

Şimdi en başa yani kalp yarasına parmak sokma konusuna geri dönelim. Kabul edin bu sadizm hepimizde var. Zannetmeyelim ki aktif olarak bir şey yapmadık diye içimizde yaşamıyor. Samsung Türkiye, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ile güzel bir sosyal kampanyaya imza atmış. Siber Zorba Olma! #farkınavar projesine konusunda uzman Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve Bilişim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Baştürk Akca da destek veriyor.

Bu proje kapsamında 2010 yılından beri 400 formatör eğitmen 100bin civarında öğretmeni yayına katarak siber zorbalığın tüm paydaşlarını (okul, aile, öğrenci) bilinçlendirmeye çalışıyor. Hazırladıkları rapora göre Türkiye’de gençlerin %20’si siber zorbalığa maruz kaldığını söylüyor. Amerika’da yapılan araştırmada siber zorbalık gören çocukların %20’si intiharı düşündüklerini söylemişler ki bu sadece itiraf eden kısım. Yani konu bir gençlik hezeyanı olarak görülmemeli.

Samsung ve BTK’nın çalışmasında siber zorbalığın bir de tanımı var. Sandığınızdan çok daha geniş çerçeveli olan bu tanıma göre:

Mobil cihazlar aracılığı ile bireylerin görüntülerini izinsizce çekip paylaşmak,

Sosyal ağlar ya da sohbet odaları gibi çevrimiçi ortamlarda bireyleri aşağılayıcı, alay edici, tehditkâr, cinsel taciz veya şiddet içeren mesajlar göndermek,

Birinin kişisel bilgilerini rızası ve haberi olmadan sosyal medya aracılığıyla paylaşmak,

Sosyal ağlarda birisi hakkında dedikodu yaymak,

Bir kişiye ilişkin karalayıcı, aşağılayıcı web sayfaları hazırlamak,

Başkası adına sahte hesap açıp, onun kimliğine bürünmek,

Bir kişinin çevrimiçi ortamdaki tüm hesaplarını ısrarlı biçimde takibe almak,

Ortak tanıdıkları etkileyerek hedef olarak seçilen bireyi arkadaş listelerinden silmelerini ve bloke etmelerini, yani sosyal olarak dışlamalarını sağlamak,

siber zorbalık içine giriyor. #BunlarHepSiberZorbalık

siber_zorbalık_meme

Bu açıklama çok önemli ve paylaşmaya değer çünkü çoğu zaman mobbing benzeri rahatsız olsanız bile tam olarak kendinizi anlatamadığınız durumlar olabilir. Siber zorbalık ve mobbing aynı zamanda iş çevrelerinde de artık kol kola geziyor. Bunu bize İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak görev yapan sevgili Banu Bingöl Akın da anlatmıştı. Yok, hatırlamıyorum derseniz buraya tıklayın lütfen.

Yani kısacası bunun herhangi bir yaşı yok ve hepimiz zaman zaman yapıyoruz. O %20 oranı da ancak bunu itiraf edenler. Yaptığını söyleyenlerse %15 oranında (yani en azından kötü bir şey olduğunun farkındayız ve uyguladığımızı söylemeye dilimiz varmıyor).

Vazgeçmeyeceğimiz de kesin. Hem vazgeçmeyeceğiz hem de bu zorbalık yüzünden tüm hayatımızın kısıtlandığını söylemeye devam edeceğiz.

Samsung_BTK_Siber_Zorba_Olma_Kampanyası

Son olarak 13 Aralık’ta (bugün) Samsung Electronics Türkiye sosyal medya hesabını üstteki siyah görseli paylaşarak karartacakmış. Biz de kendimiz için geç olsa da çocuklar için katılabiliriz belki. Çünkü kalpteki o parmak izleri kolay kolay kapanmıyor. Ve sonuçta çocuklarımız bu hareketleri birilerinden öğreniyor. Hepsinden televizyon, internet ve öteki çocuklar sorumlu olamaz ya…

çağla bingöl

Bu yazıyı paylaş

Ara 13, 2017, Jurnal | 13 reasons why, banu bingöl akın, BTK, mobbing, Samsung Electronics Türkiye, Siber Zorma olma #farkınavar kampanyası samsung, sosyal medya mobbingi,
Diğer Haberler