SedaHepsev, Meryem,Tuval üzerine akrilik, 69 x 99 cm, 2016

Konuşmamızın bir noktasında – sona yakın- “aslında deniz kızları korkunç yaratıklardır” diyor Seda Hepsev. Nasıl yani? Soruyorum. “Eee onlar da bir çeşit canavar aslında, düşünsene” diye cevap veriyor. Yarı insan, yarı hayvan… O ana kadar bana anlatılmış tek deniz kızı hikayesi Ariel’e ait. O da çok naif bir güzel. O kalıbın dışında düşünemiyorum yani. Tıpkı çevremdeki birçok kadını baskın kimliklerinin dışında düşünemediğim gibi.

seda hepsevportre

Seda Hepsev 

Seda Hepsev’in son dönemde kadın kimlikleri artmış. Kadın, kız çocuğu, arkadaş, kadın sanatçı olmanın yanına bir de annelik eklenmiş. Buna paralel olarak onu çevreleyen kadın çemberi de genişlemiş. O da daha çok bu kimlikler üzerinde düşünmeye başlamış. Tıpkı benim o an deniz kızlarını düşünmeye başlamam gibi…

SedaHepsev view 2017 midiJPEG.midi_DSC5258

Kadın kimlikleri, kadınların toplumdaki konumları, varoluşsal sıkıntıları gibi konulardan yola çıkarak altı bölümden oluşan – 6 kadın, hayali ya da gerçek – bir sergi hazırlamış sanatçı. 2 seneye yayılan üretim sürecinde hayatında yeri büyük olan bir kadın ya da sadece o anlık gününe değip geçen biri, bir kitap, bir film, bir mekan, çekilen bir fotoğraf, yazılan bir metin bazen bir desene, bir resme dönüşmüş.

seda hepsev meryem

Sergiyi gezerken renk paleti içime huzur veriyor. Son zamanlarda gezdiğim karanlık dolu, simsiyah sergileri düşünüyorum. Seda Hepsev Zürih’te yaşıyor, bizim şehrin “hay huyundan” uzakta. Huzurla çalışılmış, belli oluyor.

Seda Hepsev, Simon, 35x50cm, tuval üzerine akrilik, 2016

Resimlerin ve desenlerin çoğu tamamlanmamış gibi. Bir objenin ya da bir organın, kısacası bir hikayenin, bir anın sadece parçasılar. Mesela tam olarak nereye döküldüğünü göremediğimiz bir su ya da kırık bir tabağın hepsi mi bilemediğimiz parçaları veya zarif çiçek desenli bir elbisenin büzgülü eteğinden bir detay gibi… Kimin olduğunu, nereye vardığını tam göremediğimiz için kime ait olduğu hakkında sınırlar bulanıklaşıyor. Böylece bu tamamlanmamışlık yorumu izleyicisine bırakıyor. Didaktik bir şekilde kesin bir söz söylemiyor, dolayısıyla bize bir düşünce de dayatmıyor.

Seda Hepsev Elibelinde .001

Elibelinde Serisinden Örnekler

İsmini Christopher Dell’in “Canavarlar- Garip Yaratıklar” kitabındaki bir bölümden alan “Sirenler ve Denizkızları” sergisinde, bir de işlemelerden oluşan “Elibelinde” serisi var. Anadolu kilimlerindeki elibelinde deseni farklı formları ile Seda’nın işlemelerinde yerini almış. Hepsi de evi, aileyi, geçinme problemini yani hayatı sırtlayan güçlü kadınlar bu elibelindeler. Seda onların kilimlerdeki birlikteliklerini bozmuş ve hepsini ayırmış birbirinden ama tek başlarına da ne kadar güçlü durabileceklerini ispatlamış bir anlamda. Bir de aslında hepsinin hakettiği gibi tek tek altın varaklı çerçevelere koymuş onları. Ama bir kolları yok. Yani tek başlarına ayakta durabilseler bile aslında birbirlerine “lazım”lar. Kadının birlikteliğinden gelen güç daha iyi anlatılabilir mi?

SedaHepsev view 2017 midiJPEG.midi_DSC5242

Seda Hepsev’in Galeri X-ist’te 24 Haziran’a kadar devam edecek olan sergisini gezin bence. Kadınsanız biraz daha dikkatli gezin, ardından düşünün mesela birbirimizin eline uzanıp sıkı sıkı nasıl tutabiliriz, nasıl beraberce üzerimize çöken baskıdan kurtulabiliriz.

çağla bingöl

Bu yazıyı paylaş

Haz 2, 2017, Jurnal | çapla bingöl, galeri xist, sanat, sanat haber, seda hepsev, seda hepsev sirenler ve denizkızları sergisi x-ist, sergi,
Diğer Haberler