Balmain Couture Karşınızda

Balmain, Oscar de la Renta'nın markanın başında olduğu 93-2002 yıllarının ardından ilk defa Couture Evi'nin kapılarını tekrar açmaya karar verdi. İnsan Olivier Rousteing gibi bir tasarımcının markanın başında olduğunu düşündükçe bu geç kalınmış bir karar

Balmain, Oscar de la Renta’nın markanın başında olduğu 93-2002 yıllarının ardından ilk defa Couture Evi’nin kapılarını tekrar açmaya karar verdi. İnsan Olivier Rousteing gibi bir tasarımcının markanın başında olduğunu düşündükçe bu geç kalınmış bir karar gibi geliyor. Ya da şöyle diyelim: Başka bir moda evi olsaydı bu adımı çoktan atmıştı.

Neden mi? Çünkü Rousteing’de bu dönemde Couture’cü olmak için her şey mevcut. İhtişama ve pırıltılı her şeye olan tutku, kişisel divalık, çok yüksek bir Instagram popülaritesi (5 milyon civarında takip) ve BalmainArmy adını verdiği Beyonce’den Rihanna’ya ve Kardashian’lara güçlü bir dost kitlesi. Ama tabii global dünyanın dev markaları bu adımları “hadi yapalım yeaa, nolcak” diye almıyor. Marka birkaç yıl önce tüm moda evlerinin rüyası olabilecek Mayhoola yatırım firmasını arkasına aldı ve çok yüksek bir likit akışı ile dev basamaklar tırmandı. Tüm bunların yönetiminde de daha 25 yaşında markanın başına geçmiş (şimdi 33) Olivier Rousteing vardı. Yani tüm zemin şartlarının müsait olmasına rağmen adımlar çok ihtiyatlı atıldı.

Uzun lafın kısası bugüne geldik ve markanın Rousteing yönetiminde ilk couture koleksiyonunu gördük. Tüm görüşlerimi dayanamayıp Instagram Story’den aktardığım için belki şimdi yazdıklarım bir tekrar olacak ama bu kadar ihtiyatla atılan bir adımın meyvesi bu olmamalıydı bana göre.

Defile son günlerin yıldızı parlayan materyali inci ile açıldı. Sonra inciler koleksiyonu rehin aldılar adeta. Sanki tasarım okulunda bir mezuniyet defilesine gelmiştiniz ve bir temayı alıp b. çıkartana kadar kullanan bir öğrenci vardı karşınızda. Derken iş incinin prizmasından çıkan renklere döndü. O arada Rousteing dedi ki içinden “Bir dakika inci demek Chanel demek yahuu, ben biraz Chanel’den ilham alsam ya” o sırada podyumda Chanel referansları belirdi. Diyelim tasarımcı ilk show’u için ustalara saygı kuşağı hazırlamış. Ama defile notlarında ya da Rousteing tarafından verilen demeçlerde böyle bir şeyden de bahsedilmiyor. Deniyor ki “İlk defile sanki Pierre Balmain ile yapılan bir hayali diyalog gibiydi”. O zaman bu diyalog sırasında Pierre Balmain “evlat sen beni bırak Chanel’i taklit et, o işte para var” mı demiş?

Neyse devam edelim: Bir noktada tasarımlar Balmain’in pret-a-porter koleksiyonundaki elbiselerin biraz daha parıldatılmış haline dönüyor. Burada biraz graffiti ve street style göndermeleri de var. Rouisteing sürekli “modayı demokratikleştirmek”ten bahsederken sanırım bu sokak referanslarını anlatmaya çalışıyor. Zira Balmain’in fiyat etiketlerinde ya da pazarlama modellerinde demokratik bir tavır göremiyoruz. H&M ve L’Oeral için yapılan iki kampanyayı saymazsak…

Koleksiyonun devamında daha deneysel bir gidişat var. Iris Van Herpen’in izlerini görmek mümkün. Yani en beklemediğiniz anda hayat karşınıza neler çıkartıyor değil  mi? Balmain ve Herpen…

Defile bu günler için çok “sürpriz” olarak kabarık tül tuvaletlerle sona eriyor. Makyaj ve saçtan bahsetmeden olmaz, bu konuda da Balmain’e yakışmayan ama inci temasını kotarmak için zorunlu kalınmış gibi duran beyazlatmalar vardı. BalmainArmy büyük ihtimalle kafa kısımlarına bakmadan elbiseleri kendi üzerlerinde hayal etmişlerdir, kaynaklı ve kırık fönlü yarına kadar uzanan saçları ile.

Balmain adına bu show aceleye gelmiş gibiydi. Şüphesiz Rousteing Couture’de de kendi tarzını birkaç koleksiyon sonra yakalayacaktır. Ama acaba bu hata şimdiden Katarlı Yatırımcıların kulağından çekmesine neden olmuş mudur?

Çağla Bingöl

Sorry, the comment form is closed at this time.