Burberry Brexit’in Dağıttığını Toparlayabilir mi?

Brexit Referandumu' nun gerçekleştiği günden beri Ada Avrupası adeta bir yangın yeri. Avrupa Birliği ile en iyi anlaşma yapılmaya uğraşılıyor ama Theresa May'in sürdürdüğü görüşmelerde süre oldukça daraldı (1 buçuk ay gibi bir dönem kaldı)

Brexit Referandumu’ nun gerçekleştiği günden beri Ada Avrupası adeta bir yangın yeri. Avrupa Birliği ile en iyi anlaşma yapılmaya uğraşılıyor ama Theresa May’in sürdürdüğü görüşmelerde süre oldukça daraldı (1 buçuk ay gibi bir dönem kaldı) ve daha yol alınabilmiş değil.

Avrupa Birliğinden çıkış demek İngiltere için yalnızlaşmak demek çünkü hiçbir başka neden olmasa bile birlik ülkelerinin “neden beni bıraktın?” diye isyan eden eski sevgili gibi gönül koyup yüzünüze bakmaması yeterli. Bundan dolayı tüm İngiliz markalarının üzerine düşeni yaparak daha birleştirici bir dil ve daha universal tasarım ve pazarlama anlayışı ile dünyayı kucaklaması gerekiyor. Çünkü sadece Amerika’dan bir prenses ithal ederek ve yeni kıtadan medet umarak olmuyor.  Riccardo Tisci’nin de Burberry’deki ikinci koleksiyonunda yapmak istediği buydu biraz.

 

İngiliz’lerin en cool olduğu dönemlerden 90’ların grunge, alternatif, rave havalarını kısmi olarak geri getiren Tisci, Burberry için hazırladığı dev koleksiyonda tabii ki sadece bununla sınırlı kalmadı. Prensesleri kendine örnek alanlar için de zengin çeşit de sunuyor. İşe giden erkekleri de düşünüyor. Kısacası kapsayıcı olmak istiyor.

Tasarımcının beyanına göre bu koleksiyon tam olarak kendi imzasını taşıyor. Yani artık geçiş dönemi bitti, günahıyla sevabıyla tüm sorumluluk bende diyor. Koleksiyonun en güçlü kısmı bej serisi ve Burberry Tartanı’na Tisci’nin kattığı başarılı yorum. 

Diğer parçalar İngiliz Rave kültüründen çok son dönemde tüm markalarda gördüğünüz maksimalist, biraz ugly fashion, biraz “çok sesli”, biraz da sokak kültürü soslarının katıldığı defilelerin tekrarı gibi. Tisci, bir dönem bu oyunu tek başına oynuyordu, street wear’da görmediğimiz lüks detayları sweatshirtlerin üzerinde bize sunuyordu ve bu görmediğimiz bir şeydi. Spor, abiye, gotik, lüks hepsi bir araya geçiyordu, heyecanlanıyorduk. Hatta Zara’da çok heyecanlanıyordu. Ama bu koleksiyon yepyeni bir şey söylemekten uzak, sadece zamanın ruhuna uyan bugün Tiflis’te de, Paris’te de, Berlin’de görebileceğiniz herhangi bir genç kuşak markadan farksız.

Yani başlıktaki sorunun cevabı hayır, Tisci (bana göre) masaya yeni bir şey koymuyor, dolayısıyla Burberry’nin kaçan moda müşterisini bu şekilde Londra’da birleştirmesi biraz zor görünüyor. Burberry’nin şu an en satımlı parçaları büyük logolar ve dev tartanlı tracksuit takımlar. Onların da sadık müşterisi kim diye sorarsanız, büyük çoğunlukla geçtiğimiz hafta sonu NBA All Stars maçını ön sıradan izleyen kitle.

Çağla Bingöl

Sorry, the comment form is closed at this time.