Deriye Gazel

Bir yere gittiğinizde azami özenle ilk ona mı yer buluyorsunuz? Tehlike anında ilk ona sarılıp hem kendinizi hem onu koruma altına mı alıyorsunuz? Hırsıza karşı ilk onu mu sakınıp saklıyorsunuz? İlişkiniz senelerce sürsün, eskidikçe güzelleşsin

pride-glory

Bir yere gittiğinizde azami özenle ilk ona mı yer buluyorsunuz? Tehlike anında ilk ona sarılıp hem kendinizi hem onu koruma altına mı alıyorsunuz? Hırsıza karşı ilk onu mu sakınıp saklıyorsunuz? İlişkiniz senelerce sürsün, eskidikçe güzelleşsin ama o zamana inat bozulup yıpranmasın mı istiyorsunuz?

Bu sorulardan en az ikisine “evet” dediyseniz, geçmiş olsun, bu yolun geri dönüşü yok.  Siz vahşi aşkın pençesinde kıvranan iflah olmaz bir deri tutkunusunuz. Derinin kabuksu kalıbının içinde, size hissettirdiği o “her şey olabilirim” duygusuyla mutlusunuz.

Üzülmeyin. Yalnız değilsiniz. İşte kanıtı…

İKİNCİ CİLT : DERİ CEKET

Zamandan, mekandan, cinsiyetten, tarzdan ve sosyal sınıftan bağımsız bir  giyecek sorulsa birçok insanın ilk söyleyeceği şeylerden biri ‘deri ceket”tir. Derinin bir malzeme olarak kıymet, anlam ve önemini tartışmak bu yazının konusu olmasa da, ceket halinin geçtiğimiz asrın başından itibaren geçirdiği evrime bir göz atalım istedik.

Hepimizin malumu takım elbise ve stilettoyla plazalarda bitivermedik. Beslenmek için avlanmanın gerektiği zamanlardan beri örtünmek, ısınmak, korunmak gibi sebeplerden ötürü deri kullanıyoruz. Öncelikle elbise ve sandaletlerde kullanılan, seneler içerisinde sosyal hayatla evrile evrile, ceket, manto, aksesuar gibi farklı parçalara da dönüşen deri, kendisini giyenin şeklini aldığı gibi kullanıldığı döneme göre de biçim değiştirir.

Yakın zamana gelecek olursak, geçtiğimiz yüzyıl başlarında askerlerin ve savaş pilotlarının üniformalarının bir parçası olan deri ceket, 1930’lardan sonra “bomber”lıktan “biker”lığa dönerek, günlük kullanıma uygun biçimde sokağa inmeye başlasa da, popüler kültüre ilk girişini 1950’lerden sonra dönemin jönleri ve hit filmlerinde kullanılması ile yapar.

pilotlar-amerikan

Bu süreçte emir komuta zincirinden sıyrılan deri ceket, savaş sonrası toplumda kendine yer etmeye çalışan yeni toplumsal sınıfların bu mücadele ve arayışının sembolü olur.

“Delikan”ın Derisi:

Endüstri devrimi ve arka arkaya yaşanan iki Dünya Savaşı sonrası oluşan yeni toplumsal sınıflar, adları beslendiği kültürden kültüre değişen gençlik gruplaşmalarını da kapsar. Bunlardan biri, Amerikan alt-kültür ürünü olan “Greaser” çeteleridir. Namlarını saçlarını jöleyle dalgalı bir şekilde arkaya yapıştırmalarına borçlu olan “Greaser” çeteleri, beyaz perdeye ilk kez Marlon Brando’nun başrolde olduğu “The Wild One” filmiyle yansır.

Siyah deri ceketi, deri eldivenleri ve motoruyla Marlon Brando’nun bu filmdeki asi ve karizmatik karakteri deri ceketin anlamını uluslararası boyutta değiştirir ve dönemin jönlerinin önünü açar. Bundan sonra deri ceket, seçimleri, kimliği ve duruşu ile “ben varım!” diyen bireyin sembolü olur.

marlon-brando

Nur topu gibi bir ikonu olan dönemin hayat görüşünü Fransız düşünür Albert Camus 1951’de şu sözü üzerinden irdeler : “isyan ediyorum öyleyse varım.” Asiliğin ve isyankarlığın dünya çapında şaha kalktığı bu süreci “Rebel Without a Cause” filmini de anmadan tam ve doğru anlatmak mümkün olmaz elbette. James Dean’in başrolde olduğu 1955 yapımı film dönemin ruhunu mükemmelen anlattığından kültleşir.

James-dean

Filmin büyük ses getirmesinin ardında kuşkusuz dönemin alt sınıf aile yaşantısının ve gençliğin isyanının anlatılması yatar. Karakterlerin isabetli betimlemeleri James Dean’in meşhur kırmızı deri montunu isyankar ve asi kimliklerin sembolü olarak sabitler.

Takip eden yıllarda, ismini “Greaser” çetelerinden alan Grease filminde John Travolta , Fight Club’ın alter ego’su Brad Pitt ve daha sayısı, adı, sayfalarca liste edecek önemli karakter ve yapım deri ceketi bir duruşun sembolü olarak kullanır ve halk, sınıf, cinsiyet, zaman ve mekan gözetmeksizin giysinin herhangi bir rengi veya modeliyle kendini bütünleştirir.

brad-fightclub

Her Zaman, Her Yerde, Her Koşulda Deri:

Dünyada savaş buhranının etkisi azalır, toplumsal yapıda taşlar yerine otururken modanın fonksiyonu ve içeriği de değişime uğrar. Deri de biçimsel ve işlevsel olarak bu sürece ayak uydurur.

’80 ve ’90’ların “ne kadar kabarık o kadar iyi” akımı ve renk cümbüşünün ardından deri millenium’a daha sakin renk ve modellerle giriş yapar. 2010 sonrası süreçte, kadın hatlarını vurgulayan belden kesik veya “blazer” gibi daha işlevsel modeller üretilmeye başlansa da derinin ceket hali “olağan”a olabildiğince direnir.

kim-balmainjac

Evriminin geldiği son noktada deri ceket işe bakın ki Marlon Brando’nun The Wild One’da karizmasına sökülmez biçimde işlediği “biker” modeline geri döner. Bol fermuarlı, kemerli siyah versiyonuyla isyan ve aykırılık balladını kadın bedeninde sürdürür.

cara-leather

Tercihe göre birçok rengi üretilse ve severek kullanılsa da, siyah deri ceketin klasik bir sembol oluşu ’50 jenerasyonunun Johnny Strabler tarafından şu şekilde dile gelerek, nesilden nesile aktarılan isyankarlığından kaynaklanır:

-Hey Johnny what are you rebelling against?

-Whaddya got?*

*What do you got?

giphy

 

Not: Açılış Görseli Horst A. Friedrichs’in  “Pride& Glory: The Rocker’s Jacket” kitabından alınmıştır.

Zeynep Büşra Tuzcu