“Inclusivity” Kozmetiğin Yeni Trendi

Diversity ve Inclusivity moda dünyasında da kozmetik sektöründe de son dönemde en sık telaffuz edilen kelimeler. Yani farklılıkları algılayan ve kapsayıcı olan markalar 2020'lere yatırım yapıyor demektir. Çünkü özellikle dış görünüşle ilgili olan bu iki

Diversity ve Inclusivity moda dünyasında da kozmetik sektöründe de son dönemde en sık telaffuz edilen kelimeler. Yani farklılıkları algılayan ve kapsayıcı olan markalar 2020’lere yatırım yapıyor demektir. Çünkü özellikle dış görünüşle ilgili olan bu iki sektörün hedef kitlesi artık seslerinin duyulmamasından şikayetçi. Herkese aynı kusursuz güzellik kalıbının dayatılmasından da. Farklılıklarının kabul edilmesini ve buna uygun olarak koleksiyonlar üretilmesini talep ediyorlar.

Bu konuda moda dünyası uzun süredir uğraşıyor. Ama konu özellikle büyük beden çalışmaya geldiğinde pek başarılı olamıyor diyebiliriz. Sanırım daha formülü tam olarak çözülmedi. Büyük beden ya çok geniş kesim, yakası sıkmayan leopar desenli, yarasa kollu üstler olarak anlaşılıyor ya da beden büyütmeye çalışırken aynı kalıpları santim santim yukarı çekmek. Halbuki büyük bedenin ihtiyaçları farklı ama o kadar da zor olmamalı.

M.A.C Kozmetik 2010 yılından bir kampanya görseli

Güzellik sektöründe ise birçok marka için diversity ve inclusivity eşittir çok renk fondöten yapmak. Evet, bu önemli bir ihtiyaç ama kapsayıcılığı sadece buna endekslerseniz o zaman M.A.C olmaya öykünen bir marka olmaktan ileri gidemezsiniz. Çünkü M.A.C “All Ages, All Races, All Sexes” mottosu ile bunu çoğumuzun doğumundan bile önce yapmaya başlamıştı. Ve takipçileri de yavaş yavaş yanına geliyordu. Make Up Forever bunlardan biriydi mesela. Hatta geçtiğimiz yıl Dior bile özellikle defile kulislerinden ilham aldığını söyleyerek zengin alt ton serisine sahip bir fondöten koleksiyonu çıkardı. Peki bu konuyu “hot topic” haline getiren kimdi? Tabii ki Rihanna ve Fenty Beauty. Öyle büyük bir kampanya ile çıktı ki, çoğu insan 40 çeşitte fondöten piyasaya sürme fikrinin ona ait olduğunu sandı. Hatta WWD gibi önemli bir yayın, Fenty Markasını 2017 yılının en iyi çıkış yapan Prestij markası ödülü ile şereflendirdi. Demek ki önemli olan insan faktörüydü her zamanki gibi ve tüketici bir yüz ile ürünü birleştirdikleri zaman fikri satın almaya yöneliyorlardı. Ama bu dönemsel ünlü kampanyaları ile pek işlemiyor. O konu geride kaldı. Fenty Beauty Rihanna’nın bizzat kendi yarattığı marka ve başka bir adanmışlık var. O nedenle o söylediği zaman 40 çeşit fondöten fikri değerli oluyor.

Fenty Beauty Fondöten Serisi

Tabii aslında farklılıklar ve kapsama konuşulduğu zaman cilt tonları dışında başka mevzular da var. Mesela son günlerde kozmetik üreticilerinin dikkatini çekmeye başlayan spesifik sorunlara yönelik güzellik ürünleri. Hani her zaman utanılan, güzellik endüstrisinin aslında öyle bir şey yokmuş gibi davrandığı bazı sorunlar. Bu konular nasıl dikkat çekmeye başladı derseniz, sosyal medyayı ve çok sesliliği yakından takip eden birileri tarafından. Çünkü sosyal medya artık birçok farklı kahraman, influencer yaratıyor. Bu isimler eğer ki kendine özgü bir kitleye seslenmeyi becerebiliyorlarsa başarılı oluyorlar. Mesela büyük beden bir makyaj blogger’ı önce kendi “cemaatini” kuruyor, kendi gibi kızlara, erkeklere hitap ederek. Sonra diyor ki ben de varım! Biz de varız! Bizi de görmeniz gerekir. İşte onları ve isteklerini görebilen markalar kazanmaya başladılar bile. Bunlardan biri Megababe. Katie Sturino tarafından yaratılan marka bacak arası sürtünmesini engelleyen stick formda bir kreme sahip mesela. Thigh Rescue isimli bu kremi yürüyüş, spor ya da iş günü öncesi sürdüğünüz zaman bacak aranızda yapışma, sürtünme ve sonunda acı ve yara olmuyor. Bir diğer ürünü ise Bust Dust, bu da pudralı özel bir deodorant ve göğüs altı bölgenizde kullanıyorsunuz. Hem bakteri oluşumunu önlüyor, hem kuru kalmasını sağlıyor. Ürün anlatımında sağlıksız talk pudraları kullanma zorunluluğuna son diyor.

Megababe Markası ve yaratıcısı Katie Sturino

Böylesine başka bir marka ise Love AnyBody. Kurucusu Loey Lane bir makyaj vlogger’ı ve Youtube üzerinde milyonlarca takipçiye sahip. Loey Lane kendi de büyük beden bir Influencer olarak çatlakları rahatlatan ve oluşumunu azaltan bir nemlendirici serum yaratmış. Bu ürünler dışında onun da sürtünme karşıtı Anti-Chafe ürünleri var. Bu markalara kısaca “body inclusive” markalar deniyor.

Bunlar haricinde kapsayıcı olmak adına cruelty-free, vegan, clean, sustainable ya da non-toxin gibi ürünler tasarlayan bir grup “sorumlu” marka da sektörde hızla büyüyor. Bu grup da “responsible” markalar. Ki inclusive ve responsible da çoğu zaman iç içe geçiyor. Fakat ikisini de marketing malzemesi olarak sömürmek çok kolay, bu da güzellik sektörünün son dönem en önemli riyakarlıklarından biri maalesef.

Bir de daha da ihtiyaçtan doğan bir marka ile tanıştım. Thrive Causemetics. Kelime oyunlarını normalde pek sevmem ama Cosmetics yerine Causemetics hem başarılı bir oyun hem de mesajını anında anlaşılır kılıyor. Markayı yaratan Karissa Bodnar isimli bir makyaj artisti. Daha 24 yaşında olan yakın bir arkadaşı kansere yenilince bu markayı yaratma fikri doğuyor. Markanın ilk ürünü bir takma kirpik ama piyasadakilerden farkı takabilmeniz için altta taşıyıcı doğal kirpiğe sahip olmanız gerekmemesi. Marka zararlı kimyasallar içermiyor ve her aldığınız ürünün karşılığında bir ürün ihtiyacı olan kanser hastasına hediye ediliyor.

Yani artık güzellik demek sadece güzel olanın yüceltildiği bir sektör olmanın ötesinde insanların gerçek ihtiyaçlarına ve isteklerine yönelmek demek. Tabii insanlar da kendi isteklerini yüksek sesle söyleyebilmeliler. Mesela Schmidts Naturals markasının deodorantlarını anlattığımda o dönem en çok gelen soru (sessizce) göğüs altına sürülür mü oluyordu. Aynı kısık sesle sürülür diyordum. Halbuki büyük göğüs, kadını tanrıça gibi kıvrımlı gösteren ne kadar da hoş bir şey. E onun azıcık terinden niye utanıyoruz ki?

Umarım, daha çok böyle markanın güzel haberlerini alırız, çünkü iki en yüzeysel gibi görünen sektör olan moda ve kozmetik aslında en çok ruha hitap edenlerden ve Inclusivity’ye çok ihtiyaç var.

Çağla Bingöl

Sorry, the comment form is closed at this time.