Met Gala’dan Öne Çıkan Makyaj ve Saçlar

Met Gala bu sene 6 Mayıs Pazartesi akşamı "Camp: Notes on Fashion" teması ile gerçekleşti. Camp kısaca aşırılıkları, şaşaayı, abartıyı hatta drag konspetini içine alan bir tema. İsim Susan Sontag'ın "notes on camp" isimli yazısından

Met Gala bu sene 6 Mayıs Pazartesi akşamı “Camp: Notes on Fashion” teması ile gerçekleşti. Camp kısaca aşırılıkları, şaşaayı, abartıyı hatta drag konspetini içine alan bir tema. İsim Susan Sontag’ın “notes on camp” isimli yazısından ilham alıyor.

Tabii böyle bir gecenin birkaç ev sahibi olabilirdi ancak: Lady Gaga, Alessandro Michele, Jeremy Scott, Rupaul ilk akla gelen isimler. Fakat Anna Wintour ve komitenin diğer üyeleri Lady Gaga, Alessandro Michele, Serena Williams ve Harry Styles’dan yana karar kılmıştı. Bence diversity aranıyorsa Serena Willams yerine Rupaul iyi bir seçim olurdu. Çünkü ne de olsa Rupaul; Camp olarak algılanabilecek her şeyin toplumda kabul görmesi, kısacası insanların toplumda istedikleri kabul görebilmesi için çok çaba harcamış biri.

Ama konumuz bu değil tabii, biz burada gecenin güzellik departmanında en başarılı görünen isimlerini konuşmak için bir araya geldik. Başlayalım o zaman!

Açılışı Kim Kardashian ile yapalım, çok sevdiğim editör arkadaşım da mesaj attı dün, gerçekten de Kim Kardashian’ın en iyi göründüğü anlardan biriydi 2019 Met Gala. Kıyafeti yine son dönem takıntısı olan Thierry Mugler’di ki Thierry Mugler bana göre bu gecenin en uygun tercihlerinden biriydi. Vasata, ucuza, kitsch’e kaçmadan Camp’i çok iyi başaran bir modacıydı Thierry. (hala yaşıyor ama geçmiş zaman eki modayı bırakmış olmasından geliyor.). Kim Kardashian saç ve makyajında ise daha ıslak bir görünüm ve kahve tonlarında gölgelere gitmişti. Bu look’un benzerini son Amerikan Vogue’u kapak çekiminde de denemişti ve yine çok başarılı olmuştu. Kim Kardashian bu ara 12’den vuruyor.

Chloe Grace Moretz kare olan suratını ovalleştirmeyi biliyor ya da doğru yardımı alıyor. Burada hem 80’lerden tanıdığımız ve Camp mottosuna yakışan “dolma” modelini kullanmış hem de üste doğru yüzünü iyice incelterek ovale çevirmiş. Ayrıca saç rengi ile soğuk tondaki rubi ruju çok yakışmış. 

Son günlerin popüler isimlerinden Sophie Turner, geçtiğimiz moda haftası döneminde oldukça moda olan bir saç/makyaj ile karşımıza çıktı. Bu saç modeli hem oldukça güncel hem de Ziggy Stardust dönemini hatırlatıyor. O da iyi bir Camp uyarlamasıydı kuşkusuz.

Lupita N’yongo Camp’i renkleriyle ve gökkuşağı esintili renk geçişleri ile çok iyi yansıtmış. Bu arada makyajını Lancome artistleri yapmış. Onun yanı sıra Zendaya, Emily Ratajkowski, Taylor Hill, Lily Collins gibi gecenin diğer hoş isimlerinde de Lancome’un dokunuşu var. N’yongo’nun bu makyajı için Pink Flamingos, Hairspray, Female Trouble gibi filmlerden ilham alınmış. Fakat en güzel ve esprili ayrıntılarından biri de kuşkusuz Afro-Amerikan tarağın kullanımı. BlackkKlansman filminde de kullanılan bu tarak şüphesiz önemli bir sembol.

Afro-Amerikan Tarak

Hailee Steinfeld de saçlarını kabartan ünlülerdendi. Fakat onunki daha çok Japon animesinde bizim Şekerkız Candy olarak bildiğimiz yöne doğru gitmişti. Ayrıca kıyafetindeki tonlar da yine son günlerde Taylor Swift’in de favorisi olan dondurma tonları. Bu tonlar 80’lerin Japon çizgi film kuşağı ile büyümüş tüm çocukların hafızasındadır. Çilleri ve takma kirpikleri de yine bahsettiğimiz look’u vurguluyorlar.

Lili Reinhart, Camp’in belki de ilk yorumlarından olan Rococo olarak bildiğimiz Geç Barok döneminden ilham almış. Hem saç modeli hem de beyaz ten üzerine uygulanan pembe tonlardaki gölgelendirmeler tam da o dönemin işi. Belki geçtiğimiz sezonun Oscar ödüllü Favourite filminden de hatırlarsınız bu referansları.

Lady Gaga’yı ev sahibi olarak en sona bıraktım. Kendisi uzun zamandır kendini sinemanın büyüsüne kaptırmış ve Little Monster ismini verdiği fandom’ından uzaklaşmıştı. Ama aslında Lady Gaga bu. Kendisi, artık büyük ihtimalle bildiğiniz üzere kırmızı (pembe) halı üzerinde 4 farklı kıyafetle göründü hem de sahne üstünde yaptı tüm değişimi. Burada vermek istediği mesaj hala bu jenerasyonun en Camp isminin kendisi olduğuydu büyük ihtimalle ve onu o noktaya getiren komüniteden de ihmali için bir özür dileme gibiydi. Aşırı dramatik makyajı ve onunla bütünleşen platin peruğu da bu güçlü geri dönüşü destekliyordu. Sonuçta sen Bradley Cooper’a özenirsin ama başına bir şey geldiğinde yanında LGBTI dostların ilk koşar…

Çağla Bingöl

Sorry, the comment form is closed at this time.