Sahte Ayakkabının Gerçek Zararları

Çoğu zaman arkadaş sohbetlerinde geçer: Gerçek Louis Vuitton çantanın aynısı. Zaten aynı fabrikanın yan üretimiymiş. Ya da aynı şeyden üretiliyor tek farkı etiket maliyeti (yani tüm reklam ve pazarlama masraflarının ürün fiyatına yansıması) olmaması. Geçtiğimiz iki



Çoğu zaman arkadaş sohbetlerinde geçer: Gerçek Louis Vuitton çantanın aynısı. Zaten aynı fabrikanın yan üretimiymiş. Ya da aynı şeyden üretiliyor tek farkı etiket maliyeti (yani tüm reklam ve pazarlama masraflarının ürün fiyatına yansıması) olmaması.

Geçtiğimiz iki sezondur “ugly fashion”ın yükselişi ile beraber Frankeştayn benzeri spor ayakkabılar çok revaçta. Yakışsa da yakışmasa da herkes bir tane sahip olmak istiyor. Yakın bir arkadaşımla yazın ilk günlerinde Teşvikiye’de yürüyorduk. Yolda birçok kadında Balenciaga Triple S spor ayakkabı görünce şaşırıp “amma çok insanda var” demişti. Sanırım ona çok çirkin geldiği için hemen taklidi yapılacak kadar popülerleştiğini düşünememişti. Bu ayakkabıların şu anki piyasa değeri 765 Euro. Yani kaç Türk Lirası diye düşünmeye gerek yok. Son şok edici döviz artışlarını da düşünürsek kısaca çok para. Bu nedenle çok insanda olması şüphe uyandırıcı. Arkadaşıma dedim ki eminim sokağa düşmüş bir sürü çakmasını bulabilirim sana. Hemen ertesi gün de karşılaştığım böyle bir Triple S çakmasının da fotoğrafını çekip göndermiştim ona.

Sahte ürün almanın bir çekiciliği var. İnsana kendini akıllı gibi hissettiriyor. Herkes para dökerken siz yok pahasına sahip oluyorsunuz. Ayrıca ayakkabı ve çanta çok yakından bakılamadığı için fark edilemiyor diye düşündürtüyor. Böylece “paçayı sıyırıyor”. Eğlenceli değil mi?

Ama o sahte ürünler aslında dünya ile ilgili şu an kötü olan birçok şeyin kaynağında oturuyor. Uyuşturucu, insan tacirliği, kaçakçılık, terörizm. Abartıyor diyorsanız Avrupa’da ve Amerika’da kurulan tüm bu bağlantılar sayesinde şu an sahtecilik yasadışı örgütlerin izini sürmek için kullanılıyor diye cevap verebilirim size. Çünkü maalesef instagram’da like alma isteğimiz bu sektörü öylesine büyütmüş ki yasalarca daha ağır cezalandırılan uyuşturucu işinden çıkan örgütler, silahlanmalarını finanse etmek için çok da ciddiye alınmayan sahtecilik işine girmiş. Geçtiğimiz sene Amerika’ya yapılan tüm ithalatın %2.5’unu bu sahte ürünler oluşturuyormuş. Tabii o ürünleri konteyner’larla toplu halde göndermenin riski tek tek online satış aracılığı ile göndermeye göre çok daha yüksek. Bu nedenle dijital alışveriş sahtecilerin işine gelen başka bir teknolojik gelişme maalesef.

Tüm o ürünleri üretmek için merdiven altında çok zor şartlarda köle olarak çalıştırılan kadın ve çocukları da unutmayın.

Ebay gibi işin devleri artık bu konuda bir şeyler yapmak adına markalar, eksperler ve devlet yetkilileri ile beraber çalışıyor. Çok kısıtlı marka için olsa da bilirkişiler görevlendiriliyor. Sahte ürünlerin büyük çoğunluğunun Çin ve Hong Kong gibi ülkelerden geldiği datasına vakıf olan İngiltere, Çin’deki konsolosluğunun içine sahtecilik ile ilgili bir birim kurmuş.

Alibaba’nın bu konuda çok büyük bir muamma yarattığı biliniyor ve çözüm yolları düşünülüyor. Ama neyseki böyle bir dönemde yapay zeka ile ilgilenen teknoloji girişimleri de boş durmuyor.

İşte bunlardan biri Entrupy: Moda dünyasında şu an en çok alınıp-satılan lüks marka çantaların gerçekleri üzerinden bir yazılım oluşturmuş. Teknolojiye sahip olmak isteyen kişi ya da daha ziyade firma, uygulamayı indirip bir de 230 Pound’a kiralanan siyah, avuç içi kadar aletini ediniyor. Sonra çantanın üzerinde gezdirerek mikroskobik fotoğraflarını çekiyor. Sonrası uygulamaya kalıyor. Sınıfı geçen ürünler sertifikalandırılmış oluyor bir anlamda. Tabii bu işlem için aylık kullanım paketleri satın alıyorsunuz (99-600 Dolar arası paket fiyatları değişiyor). Uygulamanın %98 oranında başarı gösterdiği belirtiliyor.

Şu an Türkiye’de de büyümekte olan ikinci el piyasası düşünülürse firmaların kendilerini saygın kılmaları için iyi bir yöntem olabilir.

Çağla Bingöl

Sorry, the comment form is closed at this time.